American Montessori Society bu yıl, Montessori sisteminin Amerika’ya gelişinin 65. yılını kutladı. Konferansın bu seneki sloganı “I AMS. This is my legacy.” oldu. Yani “Ben AMS’yim. Bu benim mirasım.” Bu cümle adeta salonun duvarlarında yankılandı; çünkü bu topluluğun bir parçası olmak, geçmişten gelen güçlü bir eğitim geleneğini taşıma sorumluluğu veriyor insana.

Benim AMS ile beşinci yılım, bu ise üçüncü konferans katılımım. Her seferinde içimde derin bir ilhamla dönüyorum. Konferanslar sadece yeni bilgilerle donandığım değil; üretmeye, paylaşmaya ve daha iyi bir eğitmen olmaya dair tutkumu yeniden hatırladığım yerler oluyor. Birlikte öğrenmenin verdiği enerjiyle kendinizi hiç olmadığı kadar güçlü hissediyorsunuz.

Konferans, Perşembe günü Denver’daki Montessori okullarına yapılan gezilerle başlıyor. Ardından Cuma ve Cumartesi günleri boyunca sabah 8’den akşam 6’ya kadar birbirinden zengin seminerler ve atölyeler sizi bekliyor. Katılımcılar; farklı eyaletlerden gelen öğretmenler, yöneticiler ve Montessori alanında kendini kanıtlamış, duayen eğitimciler. Ancak en güzel yanı şu: Bu atölyeleri sunanlar da bizim gibi Montessori sınıflarında aktif olarak çalışan eğitmenler. Gerçekten sahadan gelen deneyimlerle dolu bir paylaşım ortamı.

Bu yıl daha çok dil eğitimi tekniklerine odaklandım. “Science of Reading” yani okuma bilimi üzerine yapılan yeni çalışmalar dikkatimi çekti. Aslında ortada yeni bir müfredat yok; Montessori dil yaklaşımı zaten çocukların sesleri ayırt etmesine ve örüntüleri fark etmesine yardımcı oluyor. Doğru adımları izlediğimizde çocuklar zaten doğal bir öğrenme patlaması yaşıyor. Bu sunumlardan bazı örnekleri Türkçe’ye uyarlamaya başladım bile. Önümüzdeki aylarda paylaşmak için sabırsızlanıyorum.

Katıldığım bir diğer atölye ise “The Sacred Geometry of the Universe, Human Cultures, and Montessori Students” idi. Doğadaki geometrik desenlerin eğitim müfredatıyla nasıl birleştiğini, çocuklara bunu nasıl sezdirerek anlatabileceğimizi konuştuk. Bazen her şey o kadar yalın ki, doğadan uzaklaştıkça karmaşık hale geliyor. Bu atölye bana tekrar özümü hatırlattı.

Biff’in Maier yaptığı sunum da ilkokul seviyesinde sunumdan sonra çocuklarda oluşan merakı nasıl besleyebileceğimizi ve bunu nasıl değerlendirebileceğimizi gösterdi. En güzel yanı, sunum sonrası çalışma dosyalarının ve kaynakların katılımcılarla paylaşılmasıydı. Hatta sunum yapan eğitmenlerle doğrudan iletişim kurma şansı da yakalıyorsunuz.

Ve tabii ki fuaye alanı… Exhibition Hall’da yerel işletmelerin geliştirdiği materyalleri inceleyip deneyimlemek, kitaplara göz atmak, farklı okullardan gelen eğitimcilerle tanışmak çok keyifliydi. Ben de bu vesileyle Ninhouse’un yeni dil materyalini satın aldım. Yanımda gelen birçok kitabı da sizler için okuyup paylaşmaya hazırım.

Konferans sırasında edindiğim deneyimler ve tanıştığım ilham verici eğitimciler, sadece üç güne sığacak türden değildi. Bu izler, bir yıl boyunca verdiğim eğitimlerde, sınıf içi uygulamalarda ve Instagram paylaşımlarımda kendini göstermeye devam edecek. Ben de şimdiden bu içeriklere dair hazırlıklara başladım.

Eğer siz de bu uluslararası topluluğun bir parçası olmak, öğrenmenin coşkusunu daha geniş bir çemberde paylaşmak isterseniz ben buradayım. Amerika’daki bir diğer misyonum da Türkiye’deki öğretmenlerle bu köprüyü kurmak, bu ilham dolu yolculuğu birlikte yürümek.

Mevlânâ’nın da dediği gibi:
“Bir mum, başka bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.”
Aksine, daha çok ışık yayılır, daha çok gönül aydınlanır. Hele ki ülke gündeminin yoğun ve zorlayıcı olduğu bugünlerde, dileğim; bilgiyi, umudu ve ışığı çoğaltmak.

Sözlerimi bitirirken bir düşüncemi daha paylaşmak istiyorum.
Montessori sistemi, her yıl biraz daha kök salıyor içimde. Eğitim mirasının nesilden nesle aktarılırken güncelliğini koruyabilmesi, bu sisteme olan bağlılığımı her geçen gün artırıyor. Evet, Montessori’ye dair eleştiriler var. Tıpkı diğer tüm yaklaşımlar gibi… Ama önemli olan büyük resme bakmak:
Bu sistem nasıl bir nesil yetiştiriyor? Hangi yaşam becerilerini kazandırıyor? Çocuğun sadece zihnini değil, ruhunu da besliyor mu?

Zaman geçiyor ama Montessori yaklaşımı hâlâ çocukların içsel potansiyeline sesleniyor. İşte bu yüzden, ben bu yolda olmaya devam edeceğim.

Betül